Tüm Türkçü Büyükler

Orhan Şaik Gökyay

Orhan Şaik Gökyay

Türk edebiyatının önemli şairi ve Türkçülük fikrinin savunucusu.

Türklüğün Dede Korkut'u: Orhan Şaik Gökyay (1905 - 1994)

Orhan Şaik Gökyay'ın hayatı; Türk dilinin namusunu korumaya, Türk tarihinin köklerini bilimsel bir ciddiyetle savunmaya ve vatan sevgisini en gür sesle haykırmaya adanmış bir ömürdür.

Doğumu ve İlk Yılları

16 Temmuz 1905'te İnebolu'da doğdu. Milli Mücadele'nin heyecanını genç bir öğretmen adayıyken kalbinde hissetti. Kastamonu ve Ankara'da aldığı eğitimlerle Türk edebiyatı ve dilinin derinliklerine daldı.

Öğretmenlerin Öğretmeni

Bursa'dan Malatya'ya, Ankara'dan Londra'ya kadar pek çok yerde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Binlerce gencin zihnine Türk kültürü ve edebiyatı sevgisini nakış gibi işledi.

1944 ve Karakter Sınavı

1944 Irkçılık-Turancılık Davası'nda tutuklanarak "tabutluklarda" çile çekti. Ancak o dönemde bile nezaketinden ve bilimsel vakurluğundan ödün vermedi. Onun için hapis, davasının bir madalyasıydı.

İlmi Titizlik ve Miras

Sadece bir şair değil, bir metin şerhi ustasıydı. Eski Türk eserlerini günümüze kazandırırken sergilediği titizlik, onu "hocaların hocası" yaptı.

Veda

2 Aralık 1994'te İstanbul'da uçmağa vardı. Arkasında Türk milletinin vatan bilincini pekiştiren şiirler ve Türk kültürünün temel taşlarını içeren dev eserler bıraktı.

Fikir ve Mücadele Sütunları

1. Vatanın Tapusunu Yazan Şair: "Bu Vatan Kimin?"

Gökyay denilince akla gelen ilk şey, Türk milliyetçiliğinin adeta "amentüsü" haline gelmiş olan "Bu Vatan Kimin?" şiiridir.

Bu şiirle vatanı sadece bir toprak parçası olarak değil; cephede şehit düşenlerin, tarihe adını kazıyanların ve Türk ruhunu yaşatanların mirası olarak tanımlamıştır.

Millî Mücadele ruhunu en saf ve sarsıcı haliyle dizelere dökerek, Türkçülerin vatan tasavvurunu ölümsüzleştirmiştir.

2. Dede Korkut'un Modern Sesi

O, sadece bir şair değil, aynı zamanda muazzam bir araştırmacıdır.

Türk tarihinin ve edebiyatının en temel taşı olan Dede Korkut Hikayeleri'ni en doğru ve bilimsel şekilde gün yüzüne çıkaran kişidir.

Oğuz Türklerinin kadim töresini, dilini ve yaşayışını bugüne taşıyarak, Türk milliyetçiliğinin tarihsel derinliğini akademik bir titizlikle tahkim etmiştir.

3. 1944 Tabutluklarının Mağrur Kalemi

1944 Irkçılık-Turancılık Davası'nda Atsız ve diğer Türkçü büyüklerle beraber aynı hücrelerde çile çekmiştir.

Mahkeme salonlarında ve tabutluklarda sergilediği vakur duruş, onun sadece sözde değil, özde de bir dava adamı olduğunu kanıtlamıştır.

Zulme karşı eğilmeyen başı, Türkçü iradenin sarsılmazlığını temsil eder.

4. "Destursuz Bağa Girenler"in Korkulu Rüyası

Gökyay, Türk dilinin ve tarihinin yanlış aktarılmasına, tahrif edilmesine asla izin vermemiştir.

"Destursuz Bağa Girenler" adlı dev eseriyle, ilmi liyakatten yoksun olanların Türk kültürü üzerine gelişi güzel konuşmalarını en sert ve ilmi dille eleştirmiştir.

Türk harsını "yabancı ve yozlaşmış" fikirlerden koruyan bir uç beyi gibi hareket etmiştir.