Hüseyin Namık Orkun

Türk tarihçisi ve Türkçülük hareketinin önemli isimlerinden biri.
Türklüğün Akademik Hafızası: Hüseyin Namık Orkun (1902 - 1956)
Hüseyin Namık Orkun'un hayatı; Türk tarihini efsanelerden çıkarıp, somut belgelerle ve taşlara kazınmış yazıtlarla ispat etmeye adanmış bir ömürdür.
Doğumu ve Eğitimi
1902 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Henüz öğrenciyken Türk tarihi ve kültürü üzerine yoğunlaştı.
Bilimin Emrinde Bir Ömür
Bir öğretmen ve araştırmacı olarak Anadolu'nun çeşitli yerlerinde görev yaptı. Onun temel amacı, Türklerin kökenini ve yüksek medeniyetini dünyaya bilimsel yöntemlerle kanıtlamaktı.
Taşların Dili
Dönemin zor şartlarına rağmen Orta Asya ve Moğolistan'daki Türk yazıtları üzerine muazzam bir külliyat hazırladı. Radloff ve Thomsen gibi yabancı Türkologların çalışmalarını Türk bakış açısıyla yeniden yorumladı ve geliştirdi.
1944 Tabutlukları
Sadece bir akademisyen olarak kalmadı; inandığı doğrular uğruna 1944 yılında hapse atıldı, "tabutluk" denilen işkence hücrelerinden geçti. Mahkemede, ilminden aldığı güçle Türkçülüğü savundu.
Erken Veda
23 Mart 1956'da, ardında Türk dünyasının birliğini ve tarihini belgeleyen onlarca eser bırakarak genç yaşta hayata gözlerini yumdu.
Fikir ve Mücadele Sütunları
1. Eski Türk Yazıtlarının Kaşifi ve Muhafızı
Hüseyin Namık Orkun denilince akla gelen ilk şey, Orhun Abideleri ve Yenisey Yazıtları üzerindeki derin çalışmalarıdır.
Türkçü bir tarih anlayışı için en önemli kanıt olan "Eski Türk Yazıtları" adlı eseriyle, Türklerin kadim devlet geleneğini ve yüksek kültürünü bilimsel olarak belgeleyerek milliyetçi düşünceye sarsılmaz bir dayanak sunmuştur.
Türk tarihini "Selçuklu-Osmanlı" parantezinden çıkarıp, Bozkırın derinliklerindeki köklere bağlayan köprü olmuştur.
2. 1944 Davası ve Eğilmeyen Bir Aydın
Hüseyin Namık Orkun, 1944 yılındaki Irkçılık-Turancılık Davası'nda Atsız, Türkeş ve Zeki Velidi Togan gibi isimlerle birlikte yargılanmıştır.
Dönemin siyasi baskılarına rağmen Türkçü düşüncelerinden taviz vermemiş, tabutluklarda ve mahkeme salonlarında Türk milletine olan bağlılığını akademik vakarından ödün vermeden savunmuştur.
O, bir bilim insanının da gerektiğinde davası uğruna bedel ödeyebileceğinin en büyük timsallerinden biridir.
3. Türk Dünyası Tasavvuru (Turan İdeali)
Orkun, sadece Anadolu Türklüğüne değil, "Yeryüzünde Türkler" adlı eseriyle tüm Türk dünyasına odaklanmıştır.
Türk birliğinin (Turan) hayalperest bir fikir olmadığını; dil, tarih ve kültür birliğiyle harmanlanmış sosyolojik bir gerçeklik olduğunu savunmuştur.
Türklerin yaşadığı her coğrafyayı Türk tarihinin bir parçası olarak gören geniş ufuklu bir Türkçülük anlayışını benimsemiştir.